PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Bir universite profesoru öğrencilerine şu soruyu sorar


sait64
15-10-2006, 21:08
Bir universite profesoru öğrencilerine şu soruyu sorar;

-'Var olan herşeyi Tanrımı yarattı?'

Cesur bir oğrenci ayağa kalkar ve yanıtlar.

-'Evet herşeyi Tanrı yarattı!'

Profesör sorusunu yineler ve oğrenci yine 'evet efendim' diye yanıtlar.

Profesör devam eder;

-'Eğer herşeyi yaratan Tanrı ise ve şeytan var olduğuna gore şeytanı da Tanrı yaratmış olur ve çalışmalarımızda uyguladığımız 'Kesinleştirme' prensibine göre de Tanrı şeytandır.Öğrenci böyle bir önerme karşısında şasırır ve yerine oturur. Profesor ise ogrencilerine bir kez daha Tanrının icindeki kaderin bir efsane olduğunu kanıtlamaktan ötürü oldukca mutludur.Bu arada bir öğrenci ayağa kalkar ve

- Bir soru sorabilirmiyim profesor? der. Profesorde sorabilecegini söyler.

Ogrenci ayaga kalkar ve 'Soğuk varmıdır? diye sorar.

Profesor;
-'Nasıl bir soru bu böyle,tabiki vardır ' diye yanıtlar. 'Sen hiç soğuktan üsümedin mi?'

Ogrenci ;
-'Aslında, fizik yasalarina gore soğuk yoktur. yaşamda/realitede biz soğuğu sıcaklıgın yokluğu olarak düşünürüz. Herkes veya nesneler o enerji oradaysa veya
bir şekilde enerji iletiyorsa onu deneyimler. Örneğin,Absolute 0 (-460 derece F)
sıcaklığın kesin yokluğudur (hic olmadigi seviyedir). Tüm maddelerin bu seviyede reaksiyon verme ozellikleri bozulur ve degisir. Soguk yoktur, o yalnizca
sıcaklığın yokluğunda duyumsadiklarımızı tarif etmek icin yarattığımız bir kelimedir' der ve devam eder,

- Profesor, karanlik varmıdır? profesor ;
-'Tabiki vardir'. Ogrenci yanitlar,

-'Korkarim gene yaniliyorsunuz efendim. Cunku,Karanlik ta yoktur. Yasamda / realitede karanlik ışıgın yoklugudur. Biz ısık uzerinde calısabiliriz ama karanlıgı calisamayız. Gercekte, biz Newton'un prizmasini kullanarak beyaz ısıgı kırar ve renklerin cesitli dalga uzunluklari uzerinde calısabiliriz. Ama karanlığı ölçemeyiz.Bir basit ışık isini karanlik bir mekani aydınlatarak karanlığı kırmış olur yani
karanlığı geçersiz kılar. Siz belli bir mekanin/uzayin ne kadar karanlik oldugundan nasil emin olursunuz? Isıgin miktarini olcersiniz! Bu dogrudur degilmi?
Karanlik insanlik tarafindan , ısıgin olmadigi yer/mekan icin kullanilan bir kelimedir. Son olarak ogrenci profesore gene sorar;

-'Efendim seytan varmıdır? Bu kez profesor pek emin olamamakla birlikte yanitlar;

-'Tabiki, acıkladıgım gibi, biz onu her gun ,her yerde goruruz. Seytan/kötülük bir kisinin baska bir kisiye her gun sergiledigi insaniyetsizliginin bir ornegidir.O , dunyadaki islenmis tum suclarda,siddette yer alır. Bunlarin tumu şeytanın
kendisinden baska bir sey de degildir.' der.

Ogrenci devam eder;

-'Seytan yoktur efendim.Yani o kendi basına yoktur. Seytan basit olarak Tanrının yoklugudur. O aynen karanlık ve soguk ta oldugu gibi insanın tanriının
yoklugunu tarif etmek uzere yarattigi bir kelimeden ibarettir.Tanri şeytanı yaratmadı. Seytan/kotuluk insanın tanrısal sevgiyi yüreginde duyumsamadigi zaman deneyimlediklerinin bir sonucudur. O aynen sicakligin olmadigi yere gelen soguk ya da ısıgın olmadigi yere gelen karanlik gibidir.

Profesor yerine oturur. Genc ögrencinin adi ALBERT EİNSTEİN'dir.
Not:Alıntıdır...

turgaytuncel72
16-10-2006, 01:50
arkadaşım kim olursa olsun ister EİNSTEİN olsun ister alfred hickoow kim olduğu önemli değil, önemli olan inanç; olmadığı yerde karanlığın ta kendisi var olan yerde ise aydınlık. Her iki anlatımda da Ateistlik kokusu var.

sait64
16-10-2006, 02:03
arkadaşım kim olursa olsun ister EİNSTEİN olsun ister alfred hickoow kim olduğu önemli değil, önemli olan inanç; olmadığı yerde karanlığın ta kendisi var olan yerde ise aydınlık. Her iki anlatımda da Ateistlik kokusu var.

Burda ateistlik de var dedigim bişi yok..İlginç olan bir ögrencinin bir profesörü nasıl yerine oturturduğudur....:D

bekri
29-10-2006, 22:52
İnsanlık tarih boyunca, biz neyiz? nereden geliyoruz? Bu evren nasıl meydana geldi? bunları düşünmüş durmuştur. Bu düşünceler sonunda iki felsefi akım çarpışmaya başlamıştır. Materyalizm ve İdealizm. Evrenin var oluşu konusunda bu iki felsefe akımının görüşleri şöyle:

MATERYALİS FELSEFE: Evrende önce madde vardı. Bütün evren bu maddeden varolmuştur.

İDEALİS FELSEFE: Evrende önce ruh vardı. Evreni bu ruh yarattı.(Dinlerin dayandığı felsefe)

Tartışmalar sonunda iki tarafta birbirlerine üstünlük sağlayamazlar. Sonunda Materyalistler Tanrı nın olmadığını, İdealistler ise var olduğunu kabul ettiler ve öyle inandılar. Sonuçta iki tarafta inandı. Birisi Tanrı nın varlığına, biriside olmadığına inandı.

Bu bilgilerin ışığında düşünürsek, eğer bir tartışmada, bir taraf bir tarafa üstünlük sağlamışsa, demogoji yapmış demektir.Saygılar.