|
|
![]() |
|
|
#1 |
![]() Üyelik tarihi: Jan 2006
Mesajlar: 1.880
Gizli Mesaj Göstericisi & Teşekkür: 23
Thanked 383 Times in 133 Posts
Tecrübe Puanı: 1996
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Türkler neden dil öğrenemiyor?
Hata eğitim sisteminde mi? Türk insanın öğrenme kabiliyetinde mi?
2002 – 2003 yıllarında Avrupa ve Amerika’daki hızlı dil öğreten sistemleri inceleyen Tamer Dövücü, bunların Türkiye'deki uygulamalarında gördüğü aksaklıklar üzerine her şeye yeniden başlayarak Türkiye'ye özgü 56 tanesi entegre olmak üzere yaklaşık 1000'den fazla temel dil öğretme stratejisi geliştirdi. Şu ana kadar 8. kez geliştirilen Neuro-Linguistic English sistemi sayesinde Türkler’in kronik İngilizce öğrenme ve konuşma derdine çare bulundu. NİYE KELİME ÖĞRENMİYORUZ?NİYE GRAMER ÖĞRENEMİYORUZ? Tamer Dövücü, yaşanan sıkıntıları bir örnekle anlatıyor: ”İnsanlar farklı filtrelerle öğrenirler. 2002 yılında bir modelleme sınıfında farklı şekilde öğrenen öğrenciler üzerinde çalışıyorduk. İngilizce yastık ‘pillow’ demek. Görsel ağırlıklı düşünen bir öğrenciye ‘yastık ingilizce ne demek?’ diye sorduğumuzda hiç düşünmeden ‘pillow’ dedi. Bu sırada sol yukarı bakıyordu. ‘Yastığın “pillow” olduğunu nasıl biliyorsun?’ diye sorduğumuzda, ‘kolay’ dedi. ‘Doğrudan evdeki yastığım gözümün önüne geliyor. Yastık görüntüsünün altında da alt yazıyla ‘pillow’ yazıyor. Bu sefer işitsel ağırlıklı düşünen bir öğrenciye yastığın İngilizcesini sorduk. O da hiç düşünmeden ‘pillow’ dedi. Bu sırada sol yana bakıyordu. Nasıl bildiğini sorunca ‘bilmem’ dedi. ‘sanki siz yastık deyince içimden bir ses İngilizcesini söyleyiverdi’. Biraz kurcalayınca o içerdeki sesin kolejdeki İngilizce hocasının sesi olduğu ortaya çıktı. En son dokunsal ağırlıklı öğrenciye sorduk. O hiç cevap veremedi. Bir süre olduğu yerde ‘yastık, yastık, yastık’ diyerek sallandı. Sonra elinde bir yastık tutuyormuş gibi iki eliyle hareket yaptı. Sonra da ‘haaa! Pillow’ dedi. Görseller görüntüleri eşleştirerek öğrenir ve hatırlarlar. İşitseller sesleri eşleştirirler. Dokunsallar da duygu veya hareketle sesi veya görüntüyü eşleştirerek öğrenirler. Bunlar içinde en kolayı işitselin, en zoru dokunsalın yöntemidir. Amerikalılar görsel, İngilizler ve orta ve kuzey Avrupa ülkeleri işitsel, Türklerse dokunsal ağırlıklıdır. Bu nedenle bir Amerikalı veya İngiliz öğretmen bir Türk'e İngilizce öğretmeye kalktığında kendi öğrendiği şekilde öğretmeye kalkıyor. Tabi sonuç alamıyor. Sorun sadece bu kadar da değil. Kelime öğreniminde 6 ana öğrenme problemi var. Bunların her birini çözmek için oldukça uğraştık. Şu anda yaklaşık 3 ayda 1.400'ü aktif, 1.600'ü pasif toplam 3.000 kelime öğretebiliyoruz. Aktif kelimelerin hatırlanma oranı % 95 civarında. 3 ay sonunda ise sadece % 85-90 aralığına iniyor.” “Aslında gramer öğrenemiyor değiliz” diyen Dövücü hemen ekliyor: “Sorun sadece gramer öğrenebiliyoruz ve olması gerekenden yaklaşık 10 kat fazla sürede öğreniyoruz.” Dövücü bunun nedenini ise şöyle anlatıyor: “Bunun ilk sebebi olduğundan çok daha karmaşık öğretilmesi. Öğretmenler küçük resimden başlıyorlar. Halbuki komplex şeylerde büyük resimden başlamak lazım. Bir başka neden öğretme sistematiği geliştirilmemiş vaziyette. Örneğin İngilizcede tek bir zamanı (tens'i) öğretme süresi bizim sistem için yaklaşık olarak 3-4 saattir. Ondan sonraki 2. zamanı öğretmek 1 saati geçmez. Çünkü ilk zamanı öğretirken sadece o zamanı değil İngilizcede zamanların nasıl öğretildiğini de öğretiyoruz. Böylece İngilizcedeki 13 tane zamanı herhangi bir seviyede eksik bırakmadan 2 günde öğretmek mümkün olabiliyor. Bir başka önemli neden kişisel öğrenme farklılıkları. Aynı gramer konusunu 10 ayrı öğrenciye gerekirse 10 ayrı şekilde öğretebilmeniz lazım. Oysa öğretmenler genellikle hep aynı şekilde anlatmaya alışmışlar. Biz zaman içinde Türk halkına genelde nasıl öğretebileceğimizi kavradık ve şu anda öyle öğretiyoruz. Yine de şu anda 8. versiyonumuzda Türkiye'de ilk kez “yapay zeka” sistemini geliştirdik. Bu bilgisayar programı insanların grameri niye öğrenemediğini saptayıp kişiye göre öğretebilecek şekilde tasarlandı. Bu Ağustos’ta uygulamaya başlamayı hedefliyoruz. Son olarak bir başka nokta da grameri başta konuşma olmak üzere diğer dil becerileriyle birlikte öğretmezseniz kalıcı olmaması. Oysa Türkiye'de (hatta üniversite hazırlık sınıflarında dahi ) sadece gramer öğretilmeye çalışılıyor.” Niye İngilizce Konuşamıyoruz? “Biz özellikle Türk insanının İngilizce konuşamama sorununu çözüyoruz” diyen Dövücü konuyu şöyle özetledi: “Dil kursları sadece gramer öğretmeye odaklı ancak kurs bitiminde konuşamıyor ya da konuşulanları anlamıyorsunuz. İçselleşmediği için de bir süre sonra unutuluyor. “Bizim aslında konuşmayı öğrenememe değil dinlemeyi öğrenememe sorunumuz var ” diyen Dövücü, “Çünkü dinleme ve konuşma bir döngüdür, ikisini birlikte öğretmeniz gerekir” diye ekliyor. HATALAR VE YAPILMASI GEREKENLER Bir yabancıyla bir Türk konuşurken bir Türk’ün önce kelimeleri bilip bilmediğini kontrol ettiğini belirten Dövücü, hataları ve yapılması gerekenleri şöyle sıralıyor: “Sonra cümleyi anlayıp anlamadığına bakıyor. Bunun için konuşulanı doğru anlaması lazım. Bunun için her kelimeyi ve cümle organizasyonunu duyarak öğrenmiş olması lazım. Bu olmadığı için de konuşulanı anlayamıyor ve daha baştan kaybediyor. Ama diyelim ki doğru anladı. Bu durumda önce vereceği cevabı Türkçe düşünüyor arkasından bunu İngilizce’ye çevirmeye kalkıyor. Yine kelimeleri birleştirmeye kalkıyor ama bu pek mümkün olmuyor.Çünkü bunun için zihninde saniyede binlerce işlem yapabilmesi lazım. Çevirinin bir tane doğrusu var. Çevirirken önce cümle yapısını kurmanız lazım. Sonra bunun doğru zamana (tense) sokmanız lazım. Sonra da doğru kelimeleri doğru telaffuzda eklemeniz lazım. Biz bütün bunları yapıp cümleyi söylesek de ek bir şey daha yapıyoruz. Bir önceki cümleye takılı kalıp onun doğru olup olmadığını kontrol etme ihtiyacı hissediyoruz. Tabi gerçek hayatta konuşmak için bu kadar beklemeye kimsenin tahammülü yok. Biz de şuna karar verdik. Eğer Türkler bu şekilde İngilizce konuşamıyorsa bu problemleri teker teker çözerek onlara konuşmayı öğretebiliriz. Bu nedenle tüm yurtdışı dil öğretme sistemlerini elimizin tersiyle iterek bu yöne gittik. Ve şakır şakır olmasa da yaklaşık % 80 doğruluk oranıyla ve Türkçe'den biraz daha yavaş olmak kaydıyla gelenlerin tamamına yakını 3 ayda bu işi büyük oranda çözüyorlar.” kaynak : haberturk |
|
|
|
| DVBSaT Reklamları |
| teşekkürler, eline sağlık v.b. mesajlar yazmayınız gizli mesajları görmek için hidekill butonunu kullanınız uyarılara rağmen bu tip mesaj yazan arkadaşlar forumdan uzaklaştırılacaktır foruma katkı için forum reklamlarına tıklamayı ihmal etmeyelim |
![]() |
| Bookmarks |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
|
|
|
|
|
|